Aylık arşivler: Mayıs 2011

Etti mi sana 8-bit

8-bit çalışmalarının hemen hepsi hoşuma gitmiştir. Yıllar öncesinden Muse’un Bliss’ini 8-bitlik olarak ilk dinlediğimde çok beğenmiştim. Yeri gelmişken onu da paylaşayım.

Bu 8-bit olayını sevmem çocukluğumda atarilerle, commodore’larla kafayı bozmamdan geliyor muhtemelen. Çocukluk arkadaşım(hala da arkadaşımdır. süper insan. denk gelir de burayı okursa ona sadece ‘alırım alırım’ demek istiyorum) Yiğit’le deliler gibi oynanıp, o atarinin kollarını belirli aralıkla kırıp kırıp tamir ettirdiğimiz günlerde ekrandaki 8-bit’lik uçağı gözlerimiz sulanıncaya kadar uçurmaktan fena halde zevk alırdık.

Daha sonra ilk bilgisayarların eve girdiği dönemlerde, norton’un mavi ekranlı ‘norton commander’ından önce, ‘alley cat‘, ‘test drive‘ gibi muhteşem oyunlar bizi etkisi altına aldı. O namussuz kediyi camdan içeri sokacağım diye klavyenin yukarı-ok tuşunu yerinden sayısız kez çıkarır; orta parmağıma yapışan o pis tuşu bir noktadan sonra hiç kullanılmayan başka bir tanesiyle değiştirirdik. Herkesin Q klavyesi varken, bizim klavye E’den başlardı. Sonra başka oyunlar da girdi tabi hayatımıza. Hepsiyle de çok mutlu olduk. Şimdi tek tek isimlerini verip, hatırlayamadıklarımın kalbini kırmak istemem. Yaşandı, bitti. (mi?)

Yıllar geçti, o oldu bu oldu, bu işin sanat kısmı da ortaya çıkıverdi. Bir sürü grafik sanatçısı, çeşitli figürlerin ya da film afişlerin ya da ünlü markaların logolarının 8-bitlik sevimli hallerini üretmeye başladılar. Ben de buna benzer yaratıcı işlere son zamanlarda sık sık rastlayınca buradan bir bildirime geçeyim dedim. Ama asıl güzel olanlar, bize ait olanlar tabiki. 70’lerin Yeşilçam’ından kopup gelen bu seriyi http://sametcicek.tumblr.com/ sitesinden buldum. Gayet hoş olmuşlar.




Bir de böylesi var. Burada da bir takım mühim ve sevdiğimiz yabancı filmlerin afişleri var.
http://www.behance.net/gallery/8-Bit-Movie-Posters/722366
8-bit rulz!

Tanrım beni baştan yarat

Ne acayip şarkılarımız var. Yaratıcılığın sınırlarında dolaşıyorlar. Bir de böylesi var. Böyle bir şarkı yaparken ki kafayı çok merak ediyorum. Şu sözlere bak hele:

“Baştan yarat ellerimi,
Baştan yarat gözlerimi,
Baştan yaz şu kaderimi,
Tanrım beni baştan yarat.”

Hiç bir şeyinden memnun değil. Atari salonunda oyun geçemeyip de jetonu biten veletler gibi.

Her neyse, konu bu değil. İnternet aleminde dolanırken çok ilgimi çeken mitoloji konusuyla ilgili ufak bir listelemeye rastladım. Genel bir bilgi almak adına hoş bir liste olmuş. Benim favorilerim 10. ve 2. sıradan listeye girebilmişler. Çin Mitolojisi de gerçekten enteresan.

10) Nors Mitolojisi

Geniş omuzlu, adaleli tanrıları ve balık etli tanrıçalarıyla İskandinav ve Germen kavimlerinin eski nors dini, kesinlikle çok ilginç bir yaratılış mitidir. Norse bilimine göre Dünya (midgard) var olmadan önce, ateş kılıcını kullanan ‘surt‘ tarafından korunan korla kaplı ‘muspell‘; büyük bir boşluk olan ‘ginnunagagap‘ ve buzlarla kaplı ‘niflheim‘ vardı. ‘niflheimın‘ soğuğu ‘muspell‘in alevlerine dokunduğunda buzların çözülmesiyle dev ‘ymir‘ ve büyük inek ‘audhumla‘ ortaya çıktı. Sonra, inek, tanrı ‘bor‘ ve karısını yalayarak hayata döndürdü. Çiftin ‘buri‘ adlı bir çocuğu oldu. ‘Buri‘nin ise üç oğlu oldu: ‘odin‘, ‘vili‘ ve ‘ve‘. Oğullar kalkıp ‘ymir‘i öldürdü. ‘Ymir‘in etinden Dünya; kemiklerinden dağlar; saçından ağaçlar; kanından ise nehir ve denizler yaratıldı. ‘Ymir‘in içi oyulmuş kafatasından tanrılar yıldızlı cenneti yarattı.

9) Zoroastrianizm (Pers dini)

Pers bölgesinin (bundahişni), tanrı ‘ahura mazda‘ tarafından yaratılan Dünya’yı anlatıyor. Dağ ‘alburz‘, gökyüzüne değene kadar 800 yıl büyüdü. Göğe dokunduğu noktadan yağmur yağmaya başlayınca ‘vourukaşa‘ denizi ve iki büyük nehir meydana geldi. İlk hayvan olan beyaz bir boğa ‘veh‘, ‘rod‘ nehrinin kenarında yaşıyordu; fakat kötü ruh ‘angra mainyu‘ onu öldürdü. Boğanın spermleri aya taşındı ve birçok hayvan ve bitki yaratıldı. Nehrin diğer kıyısında güneş gibi parlayan ilk adam ‘gayomard‘ yaşıyordu. ‘Angra mainyu‘ onu da öldürdü. Güneş, spermlerini 40 yıl arıttı ve onlardan ‘revent‘ bitkisi filizlendi. Bu bitki, ilk ölümlüler ‘maşya‘ ve ‘maşyana‘ya dönüştü. ‘Angra mainyu‘, onları öldürmek yerine kendine tapmaları için kandırdı. 50 yıl sonra ikiz çocuk dünyaya getirdiler ama günahlarının borcu olarak çocukları yediler. Uzun bir zaman sonra yine ikiz çocukları dünyaya geldi; onlardan da bütün insanlar (özellikle de persler) meydana geldi.

8) Babil Yaratılış Miti

Babil yaratılış miti ‘enuma elish‘, su tanrıları ‘apsu‘ ve ‘tiamat‘ ile başlar ve daha genç ‘ea‘ ve erkek kardeşleri gibi birçok tanrının yaratılışını anlatır. Fakat bu genç tanrılar o kadar çok gürültü yapar ki ‘apsu‘ ve ‘tiamat‘ uyuyamazlar. ‘Apsu‘ onları öldürme planları yapar ama ‘ea‘ hızlı davranıp ‘apsu‘yu öldürür. ‘Tiamat‘ öç almak için aralarında çılgın köpek ve akrep adamın da bulunduğu birçok canavar yaratır. ‘Ea‘ ve tanrıça ‘damkina‘ kendilerini koruması için, dört gözü, dört kulağı olan dev tanrı ‘marduk‘u yaratır. ‘Marduk‘, ‘tiamat‘ ile dövüşürken rüzgarları silah olarak kullanır ve ‘tiamat‘ın boğazına kötü bir rüzgar fırlatır; sonra da kalbine ok saplayarak öldürür. ‘Marduk‘, ‘tiamat‘ın vücudunu ortadan ikiye böler ve bunu yeri ve gökleri yaratmak için kullanır. Daha sonra tarım gibi tanrıların yapmak istemediği işleri yapmaları için insanı yaratır.

7) Eski Mısır Yaratılış Mitleri

Eski mısırlıların birçok yaratılış miti vardı. Bunlardan biri de şöyle.
Her şey ‘nu‘nun kıvrılarak dönen çılgın suyuyla başlar. ‘Atum‘ önce kendini sonra da duracağı bir yer olması için bir dağı yaratır. ‘Atum‘un cinsiyeti yoktur ve her şeyi gören bir göze sahiptir. ‘Atum‘, bir oğul sıçratır. Bu, hava tanrısı ‘shu‘dur. ‘Atum‘ sonra bir kız kusar. Bu da nem ve bulutların tanrıçası ‘tefnut‘tur. İkisinin görevi kargaşadan düzen yaratmaktır. ‘Shu‘ ve ‘tefnut‘, Dünya ‘geb‘ ve gök ‘nut‘a can verir. Başlangıçta ikisi de birbinine sarmalanmış olsa da, ‘geb‘, ‘nut‘u yukarıya kaldırır. Ve yavaş yavaş dünyada düzen hüküm sürmeye başlar. Ama ‘shu‘ ve ‘tefnut‘ geri kalan karanlıkta kaybolur. ‘Atum‘ herşeyi gören gözünü çıkarır ve onları aramaya yollar. ‘Shu‘ ve ‘tefnut‘, gözün sayesinde geri döndüğünde ‘atum‘ sevinçten ağlar. Gözyaşlarının Dünyaya değdiği yerde insan meydana gelir.

6) Aztekler

Azteklerin anası ‘coatlicue‘, insan kalp ve ellerinden kolyesi ve yılanlardan eteğiyle çok ürkütücüdür. Hikayeye göre, ‘coatlicue‘, obsidiyen bir bıçak tarafından hamile bırakılıyor ve Ay tanrıçası olan ‘coyolxauhqui‘ ile güney semalarında yıldız olacak 400 erkek çocuğu Dünya’ya getiriyor. Daha sonra gökten, türlerden yapılmış bir top düşüyor. Bunu bulup kemerine bağlayan ‘coatlicue‘ yine hamile kalıyor. ‘Coyolxauhqui‘ ve kardeşleri, çocuğun kimden olduğunu bilmedikleri için çok şaşırıp kızıyor. Fakat ‘coatlicue‘nin karnındaki savaş ve güneş tanrısı ‘huitzilopochtli‘, annesinin rahminden tamamen büyümüş ve silahlı bir halde çıkıyor. ‘Huitzilopochtli‘, ‘coyolxauhqui‘yi ateşten bir yılan yardımıyla öldürüp, kafasını gökyüzüne fırlatıyor. ‘Coyolxauhqui‘ orada aya dönüşüyor.

5) Çin Mitolojisi

Karşıt güçler ‘yin’ ve ‘yang’ı içeren bir kozmik yumurta zamansız boşlukta yüzer. Bir kuluçka süresinden sonra ilk varlık olan ‘pan-gu’ ortaya çıkar. Yumurtanın ağır kısmı ‘yin’, aşağıya çökerek toprağı oluştururken; hafif kısım ‘yang’ ise yukarı çıkıp havayı meydana getirir. Kısımların yeniden oluşmasından korkan ‘pan-gu’, Dünya’nın üzerinde durup göğü havaya kaldırır. 18 bin yıl boyunca her gün 300cm büyüyerek gökyüzünü de genişletir. Görevi sona erince de ölür. Vücudunun parçaları evrendeki cisimlere dönüşür. Bazıları, üzerindeki bitlerin insana dönüştüğünü söyler.

Bir başka açıklamada ise, tanrıça ‘nuwa’ yalnızdır ve sarı nehirdeki çamurdan erkeği yaratır. İlk insanlar onu çok neşelendirir, fakat insan yapmak uzun sürer. Bu yüzden Dünya’ya toprak zerreleri atar ve bu zerreler insan olur. Bu acelece yapılan insanlar halkı oluştururken, ilk yaptıkları asilleri oluşturur.

4) Japon Mitolojisi
Tanrılar iki ilahi kardeş yaratırlar. Eski bir okyanusun üzerinde yüzen bir köprüde duran erkek kardeş ‘İzanagi‘ ve kız kardeş ‘İzanami‘. ‘İzanagi‘ ve ‘İzanami‘ Japon adasına ilk olarak çıkarlar ve orada evlenirler. Çiftin dört sakat çocuğu olur. Tanrılar bunu protokolün ihlal edilmesine yorarlar. Evlilik ritüelinde ilk ‘İzanami‘ konuşur. Evlilik törenini doğru bir şekilde tekrarlayan çift daha sonra ilişkiye girer ve Japonya adası ile diğer tanrı ve tanrıçaları yaratırlar. Fakat ‘İzanami‘, ateş tanrısı ‘kagutsuchi-no-kami‘nin doğumunda ölür. Çok üzülen ‘İzanagi‘ onu ölülerin bölgesi ‘yomi‘ye kadar takip eder. ‘İzanagi‘, ‘İzanami‘nin çürüyen bedenini gördüğünde çok korkar ve kaçar. Öfkelenen ‘İzanami‘, diğer korkunç kadınlarla birlikte onun peşine düşer. ‘Yomi‘nin girişinden kaçan ‘İzanagi‘ girişi kayayla kapatır. Böylece ölümü yaşamdan sonsuza kadar ayırmış olur.

3) Hint Kozmolojisi
Hint kozmolojisi birçok yaratılış miti içerir. Yüzyıllar boyunca da asıl oyuncuları sürekli değişir. En eski vedik metninde ‘rigveda‘, ‘pruşa‘ adında bin kafalı, gözlü ve ayaklı bir devi anlatır. ‘Pruşa‘ parmaklarıyla Dünya’yı sarar. Tanrılar ‘pruşa‘yı kurban edince vücudu yağ üretir. Bu yağdan hayvanlar doğar. Vücudunun parçaları Dünya’nın elementlerine ve ‘agni‘, ‘vayu‘ ve ‘indra‘ tanrıçalarına dönüşür. Aynı zamanda hindu toplumunun dört kastı, ‘pruşa‘nın bedeninden var olur: rahipler, savaşçılar, halk ve hizmetkarlar. Tarihsel olarak ‘brahma‘ (yaratan), ‘vişnu‘ (koruyan) ve ‘şiva‘ (mahveden) önem kazanmıştır. ‘Brahma‘, uyuyan ‘vişnu‘nun karnından çıkan nilüferde ortaya çıkar. ‘Brahma‘ daha sonra 4.32 milyar yılda evreni yaratır. ‘Şiva‘ evreni yok eder ve döngü böyle devam eder.

2) Titanlar – Yunan Mitolojisi
Teogoniye göre ilk olarak kaostan ‘gaia‘(toprak ana)nın da içinde bulunduğu en eski ilahi güçler çıktı. ‘Gaia‘ gökyüzü ‘uranüs‘ü kendini sarması için yarattı. ‘Hekatonşir‘ (50 kafalı, 100 elli canavar), ‘cyclopes‘ gibi bir çok yaratıktan oluşan bir ekip kurdular. Sonra da titanlar meydana geldi. ‘Uranüs‘ kendi çocuklarından nefret ederek onları ‘tartarus‘a hapsetti. Öfkelenen ‘gaia‘ devasa bir orak yapıp en küçük oğlu ‘kronus‘a verdi. ‘Uranüs‘, ‘gaia‘ ile ilişkiye girmek için geldiğinde ‘kronus‘ belirdi ve babasının cinsel organlarını kesti. ‘Uranüs‘ün cinsel organlarının yayıldığı yerlerden canavarlar ve devler çıktı. Testislerinin yayılmasıyla meydana gelen deniz köpüğünden tanrıça ‘afrodit‘ doğdu. Daha sonra, ‘kronus‘, ‘zeus‘ ve olimpiyanlardan oluşan ikinci nesil tanrılara babalık etti.

1) Musevi, Hristiyan ve İslam inançları

Yahudi Torah ve Hristiyan İncilin ilk kitabı olan ‘genesis’, iki yaratılış hikayesi barındırır. Bunların ikisi de Musevi, Hristiyan ve İslami inançlarda, Dünya’nın yaratılışı olarak kabul edilir. İlkinde Tanrı “ışık olsun” der; ışık meydana gelir. Altıncı günde Tanrı gökyüzünü, toprağı, bitkileri, ayı, güneşi, hayvanları ve insanları yaratır. Yedinci günde Tanrı dinlenir ve yarattıklarını düşünür.

İkinci hikayede ise Tanrı ilk insan ademi topraktan yaratır. Cennete/bahçeye koyar ve yasak ağaçtan elma yememesini öğütler. Adem yalnızdır. Tanrı, Adem’in kaburga kemiğinden Havva’yı yaratır. Konuşan bir yılan Havva’yı elmayı yemesi için ikna eder. Havva da Adem’i ikna eder. Elmayı yerler. Tanrı bunu öğrendiğinde onları cennetten kovar ve ölümlü yapar.

Üç Fidan

Tarih: 6 Mayıs 1972 – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edildi.

39 yıl önce yine aynı gün, tıpkı bugün de olduğu gibi Hıdırellez’di. İdamlar için bu günü özenle seçenler, aynı zamanda “Bizden üç gitti, sizden de üç gidecek.” diyebilenlerdi.

Yaptıkları sadece halkları içindi. Ellerine bir tek silah bile almadılar. Yaptıkları mücadele ülkelerinin tam bağımsızlığı ve halklarının özgürlüğü içindi. Sivas’a giderken Gemerek’de çevirdiler etraflarını. Anayasal düzene karşı gelmek suçundan hüküm giydiler. Ve bir Hıdırellez günü, bahar günü idam edildiler. İdam için el kaldıranlar ise “soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri” dediler.

Üç Fidan’ın anısına…