Aylık arşivler: Ağustos 2015

Yeniden…

Aylar yıllar sonra buranın varlığı hatırlayıp tekrardan aktif hale geçirme girişimleri vol. 1.

Hadi bakalım hayırlısı

Reklamlar

İdealler ve gerçekler

İdeallerimiz ile hayatın gerçekleri arasında sıkışmış insanlar olarak yaşamaya çalışıyoruz ya, işte orada kalıyorum ben. Bir de asıl bu yaşamaya çalıştığımız süreyi mutlu geçirmeye çalışıyoruz ya. Onu hiç anlamıyorum. Eğer insan ideallerini yaşayabildiği sürece mutlak mutluluğa kavuşacaksa, neden aslında istemediği bir dönem içerisinde mutlu olmaya çalışır ki? Cevap şu olabilir. Zorunluluktan. Ve o zorunluluk, yine yapmakla mükellef olduğu görevler sebebiyle 0rtaya çıkar ki, bu da ayrıca bir görev olarak kabul edilebilir.

Zorunluluk der ki, senin yapman gereken budur. Ve gitmen gereken yol bellidir. O yolun sonunda ne olduğu da çok açıktır. Daha önce gitmiş olanlar, gidip orada neler olduğunu görenler böyle der. Tecrübeyle sabit çizilmiş bir yol haritası. Kaybolmak mümkün değil. Yeter ki yolu takip et. Herkesin çıktığı yere çıkacak ve orada herkesin mutlu olduğu kadar mutlu olacaksın. Net.

İdealler ise hep bir heves olarak, romantik ve duygusal taraftan bakar da bakar. O idealler her zaman “bir gün yapacağım” umuduyla saklanır. Madem böyledir, ne diye saklanır? Onu da anlamlandıramam ya, neyse.

İdealler, çok azının gittiği yolları gösterir de orada neler olacağından asla bahsetmez. Sonundaki güzellikler, yolda başına gelebilecekleri görmeni engeller. Fakat bu haritasız ve nereye çıkacağı tam da belli olmayan yolun sonu, daha önce yine çok azının ulaştığı bir yere çıkar. Tam da gitmek istediğin yer burasıysa, herkesten daha mutlu olacaksın. Bu daha net.

Yani kısaca, bir ideal ve karşısında duran somut kavramlar arasında kaybeden büyük olasılıkla idealler olur. Somutlar soyutları eler. Üst tura somutlarla devam edilir. Kazananlar gerçeği görebilenlerdir. Fakat asıl damgasını vuranlar her zaman ideallerini gerçekleştirebilmiş olanlardır.